Unutmak Bir Düş mü?/Yurdagül Cengiz
Unutmak Bir Düşüş mü, Yoksa İlahi Bir Alan mı?
“Unutmalı mıydı?”
“Allah neden unutturdu?”
“Oyun mu oynuyor?”
Şimdi bunu hem akılla hem kalple açalım. Unutma bir ceza değil, bir alan açmadır.
Eğer insan her şeyi hatırlayarak dünyaya gelseydi:
• Seçim olmazdı
• İrade olmazdı
• Tecrübe olmazdı
• Arayış olmazdı
Her şeyi bilen bir varlık imtihan yaşamaz. Sadece programı uygular. Unutma, özgür irade alanı açmak içindir. İnsan “hayır” mührünü bilinçle vurmak için yaratıldı.
Eğer hakikati sürekli açık bilinçte bilseydik, “hayır” demek gerçek bir seçim olmazdı.
Kâinat oyun alanı mı?
“Oyun” kelimesi yanlış anlaşılırsa problem olur. Tasavvufta buna “tecelli alanı” denir.
Bir aynayı düşün:
Işık görünmek ister. Ama ışık, kendini karanlık olmadan gösteremez. Dualite (ikilik) bu yüzden var. Nur kendini görmek için gölgeye ihtiyaç duyar.
Sevgi kendini anlamak için ayrılık hissine ihtiyaç duyar. Bu bir oyun değil, bir tezahür süreci.
Allah oyun oynar mı?
Allah’ın insani bir niyeti yoktur ki oyun oynasın. O, eksikliği gidermek için bir şey yapmaz. Zaten eksiksizdir. Yaratmak ihtiyaçtan değil, zuhur etmekten gelir.
Bir çiçek niye açar? Oyun mu oynar? Hayır. Tabiatı açmaktır. Kâinat da İlahi isimlerin açılımıdır. İnsan ise o isimlerin bilinçli aynasıdır.
Unutma olmasaydı ne olurdu?
Eğer insan unutmasaydı:
• Sabır diye bir şey olmazdı
• Şükür diye bir şey olmazdı
• Affetmek diye bir kapı olmazdı
• Nefesin farkındalığı olmazdı
Çünkü her şey zaten açık olurdu. Unutma, yolculuğu başlatır. Hatırlamak, bilinçli dönüşü getirir.
En derin boyut…
“Allah neden unutturdu?”
Belki de asıl soru bu değil.
“Hatırlamayı neden bu kadar değerli yaptı?”
Çünkü: Zor bulunan şey kıymetlidir. Çabayla idrak edilen şey bilinç olur. Bilince dönüşen hakikat ise kalıcıdır. Benim dilimce,
Unutmak düşmek değildir. Unutmak, dalmaktır. Dünya bir dalış alanıdır. Ruh derine iner. Sonra tekrar yüzeye çıkar. Ve o çıkışta şunu der:
Ben bunu seçtim.
Bu benim tekâmülüm.
Hakikat özeti…
Allah oyun oynamaz. İnsan tecrübe eder. Unutma ceza değil, alan açmadır. Unutma düşüş değil, bilinçli yükseliş için başlangıçtır.
Ve en ince sır:
İnsan aslında tamamen unutmaz. Kalbin içinde bir titreşim hep kalır. O yüzden arar. O yüzden huzursuz olur. O yüzden bizim gibi “nefes” diyenler çıkar.
Yurdagül Cengiz
Dusod Bütünsel Nefes Akademisi
Yükleniyor...