Blog
Ağaçların gölgesinden
Her yazı, özünde saklı bir tohum…
Sadece hatırla 🍃
UYAN ARTIK / Elif Leyla Cİlasun
Dışarıda ne ile meşgulsen ve hangi durumlar, hangi kişiler seni sıkıntıya sokuyorsa; sende olanı sana göstermek için sahneye çıkan birer oyundur. “Allah oyun kuranların en hayırlısıdır” denilmemiş midir? Ya da “Ben kulumun zannı üzereyim” dememiş midir Rabbimiz?
TESLİM OL/Elif Leyla Cilasun
u yolculukta mesele öğrenmek değildir sadece. Hatta belki de asıl mesele, öğrendiklerini bırakabilmektir. Çünkü hakikat, çoğu zaman yeni bir bilgi eklenerek değil, var olanın çözülmesiyle açığa çıkar. İnsan, bildiklerini bıraktıkça hafifler; hafifledikçe görmeye başlar.
Gerçeklik mi, Bir Yansıma mı?/Murat Çetinkaya
Anın kıymetini gerçekten fark edebiliyor muyuz? Her nefesin, her küçük çırpınışın değerini hissedebiliyor muyuz? Belki de hayat, büyük cevaplar aramak değil… Sadece o anın tam merkezinde kalabilmek.
Kitabın Kendisi Olmak/Murat Uyav
Önce dışarıdaki satırları okuyandım, sonra sustum. Sayfalar bu kez dışarıda değil, içimde açıldı tek tek… Ne yazıldıysa o oldum ne olduysam o yazıldı.
Nefesin Hatırlayışı /Yurdagül Cengiz
Çünkü insan nasıl yaşıyorsa öyle nefes almaz; nasıl nefes alıyorsa öyle yaşamaya başlar. Nefes daralırsa hayat daralır. Nefes kesilirse idrak kesilir. Nefes kirlenirse hakikat örtülür.
BOŞLUK /Hande Önen
İnsan gelir, bir boşluğu görünür eder; biz de bazen o boşluğu “onunla” doldurmak isteriz. “Gel de tamamla” deriz. “Kal da içim rahat etsin.” “Beni bırakma.” Ve fark etmeden sevgi, bir tür garanti arayışına döner. Oysa o boşluğu dolduracak olan hiçbir beşer değildir.
Kalpte Birlik, Hayatta Netlik/Gülay Okuyucu
Kimi insanlar hayatın içinde kalır, kimi insanlar sadece bir temas olur, geçer. Kimiyle derinleşiriz kimiyle yol hiç kesişmez. Bu ayrım, hakikatten kopuş değildir.
An’ın Sırrı/Murat Çetinkaya
Her nefeste, sonsuzlukta eriyen bir an; Ve her an, zamansız bir varlığın sırrı… Şimdi, içinde birleşen tüm anların tadını çıkar.
EMANET OLAN DA GEÇER./Hande Önen
Bir hâl gelir, içine nur gibi yayılır. Bir tat gelir, kalbinde iz bırakır. Bir lezzet doğar, seni kendinden geçirir. Ama bunların hiçbiri “senin” değildir.
Kendime Yolculuk (2) Yanlış Anlaşılma Korkusu
Özümden Özüme /Gülay Okuyucu
insan bugün başka yarın başka olabilir. Ama öz, değişenin ardındaki değişmeyeni görür. Bu yüzden özüyle gören ne övgüyle büyür ne yergiyle küçülür. Bilir ki insanın sözü de, yüzü de değişir. Ama öz değişmez.
Sen Neymişsin Be İnsan/Murat Uyav
Hayatta bazen biri konuşur, derin bilgiler anlatır ve siz hayranlıkla dinlersiniz. İçinizden “Ben böyle konuşamam” dersiniz. Oysa belki de duyduğunuz şey, sizde zaten var olan bir bilginin yankısıdır. Karşınızdaki kişide cisimleşmiş, söze dökülmüş hâlidir. Eğer sizde o bilgiye dair bir karşılık olmasaydı, o söz size dokunmazdı bile.
Hiçliğin İçindeki Sonsuzluk/Yurdagül Cengiz
Kendinden geçmek, aslında en büyük buluş. Çünkü “sen” olmaktan vazgeçtiğinde, “Onun içinde yeniden doğuyorsun. Özgürlük bile anlamını yitiriyor; çünkü özgürlük, bir sınıra karşı duyulan ihtiyaçla tanımlanır. Ama “Onda sınır yok. “O” hem sınır hem sınırsızlık… Hem varlık hem yokluk…
İnsan ve Akıl Üzerine/Elif Leyla Cilasun
Ya bu akıl bir fazlalıksa? Ya da insanın yaşadığı bunca sıkıntının sebebi bu akıl ise? Rivayet edilir ki Allah aklı dağa taşa ve diğer varlıklara da teklif etmiş, fakat onlar bunu kabul etmemiştir. İnsan ise kabul etmiştir. O hâlde akıl insan için bir ayrıcalık mı, yoksa bir sorumluluk mu?
Platon'un Mağarasından Çıkış: Zihnin Yanılsamalı Algısını Aşmak/Dilek Cantimur
Cennet, uzaklarda ya da ölümden sonra gidilecek bir yer değil. Cennet gerçektir; ego ise sahte bir ayrılık yanılsaması. Bu yüzden iplerini egonun yönettiği bir zihnin gözlerinden bakarak cenneti göremezsin.
Kendime Yolculuk (1) / Hande Önen
Benim için asıl kırılma noktası, kontrol etmeye çalıştığım şeylerin çoğunun dışarıdaki olaylardan çok içimdeki kaygıyla ilgili olduğunu görmekti. Yani mesele her zaman hayatı düzenlemek değilmiş; bazen içerideki paniği bastırmaya çalışmakmış. Bunu fark edince kendime başka türlü bakmaya başladım.
Özdeşleşmeden Yaşamak/Murat Çetinkaya
Farkındalığın fark edildiği an ise önemli bir kırılma noktasıdır. Çünkü aydınlanma çoğu zaman karmaşık bir bilgi birikimi değil, basit bir farkındalık anıyla ilişkilidir. Kişi kendi zihnini, düşüncelerini ve gerçekliğini gözlemlediğinde; yani kendisinin farkında olduğunun farkına vardığında, yeni bir bilinç düzeyi ortaya çıkar. Bu noktada önemli olan, kendimizle tamamen özdeşleşmemek ve zihnimizin ürettiği her şeyi mutlak gerçeklik olarak kabul etmemektir. İnsan bir şeyle tamamen bütünleştiğinde, zihnin alarm mekanizmaları devreye girebilir. Bazen
İNSAN/Semra Yürürdurmaz
İNSAN, Kendi Kabrinden Kendi Kübra'sına Uyanır...
Bilinç Denemesi/Serbay Köseci
Bilinç, “varlığı kavrayıştır.” Bu bir tanımdır. Tanıma göre dikkat edin: “bir bilinç var, bir de varlık var.” İkiye ayırdık. Daha başlarken ikilik boyutuna düştük. Bu tanımla birlikte varlığın özünden uzaklaştık.
BENİM RABBİM/Elif Leyla Cilasun
Neden kendine dönüp bakmaz ki insan? Egosu, nefsi buna izin vermez değil mi? Kendi içindeki karanlığı görmek istemez; görse de kabul etmez. “Dışarıda gördüğüm her şey benden çıkıyor olamaz.” diye yüzünü gerçekten sakınır.
SANAL BENLİĞİNDEN ÖZGÜRLEŞMEK İNSANA HANGİ YOLU AÇAR?/Dilek Özler
İnsanın kendisini, özünü tanımasına en büyük engel, kimi zaman toplumsal statü, sahip olduğu sandığı ilim veya herhangi bir beceri, kimi zaman da koşullanmış bir bakış açısıdır; bu, hakikatine perde olabilir. Bu zaafın, gafletin Kur’an dilindeki karşılığı, elest bezminde verdiği sözü unutmasıdır.
Zihin Temizliği İmandandır! /Bülent Oktay-Hakikatür
Belki de mesele zihni süpürmek değildir. Belki de mesele şunu fark etmektir: Zihnin içinde uçuşan düşünceler aslında bize ait sandığımız ödünç kelimeler olabilir. Ve bazen gerçek temizlik süpürmekle değil, görmekle, fark etmekle başlar
Akl'eder Misiniz?/Elif Leyla Cilasun Aksoy
Yolcu, bu yolda gerçekten seçim yaparak ilerlediğini mi zannediyor? Açtığı navigasyonda gideceği yeri kendi seçtiğini düşünerek mi ilerliyor, yoksa “Bu yolu ne için seçtim, neye şahitlik edeceğim?” diye düşünerek mi yoluna devam ediyor? Görünürde yol aynı, ama algı tamamen farklıdır. Aslında güzergâhın yönünü değiştiren şey bu algıların farklılığıdır. Daha da derine inersek şu soru belirir: Bu algı neye göre, kime göre değişiyordu?
Arayış Tuzakları/Cemal Kadir Eker
Her bilinç kendi kapasitesi kadar bir yol üretir. Her yol yolcunun algısına göredir. Fakat hakikatte gidilen bir mesafe yoktur. Sadece fark ediş vardır. Yol dediğin, kozanın incelme sürecidir. Varılacak yer ise zaten içinde bulunduğun hakikattir.
Var Oluşun Kendisisin/Murat Çetinkaya
Bir toz zerresinin dansında gör o devasa galaksiyi, Ve anla; bir kum tanesi kadardır zihnin tüm hikayesi.
Unuttuğumuz Şey Neydi?/Gülay Okuyucu
Hayat çoğu zaman bu hareketin içinde akıp gider. Fakat insanın içinde çok daha sessiz bir yer vardır. Zihnin gürültüsünün altında duran, hep orada olan bir alan.
Hay'yat Candır/Emel Gülşah
ayat, bazen seni oldukça değerli kılarken, bazen ise bir sonbahar yaprağı misali seni oradan oraya savurabilir. Yaşarken arzular ve arayış hiç tükenmez. Bazen yalnız kaldığın, terk edildiğin, aldatıldığın bir yer olur hayat. Bazen ise seni hiç yalnız bırakmaz
Uyanış Bir Kazanım Değil, Bir Hatırlayıştır /Seçkin Zenginler
Uyanmak bir şeyi başarma arzusuyla oluşmaz; o arzu “ego “nun arzusudur. Uyanış bir kazanım değildir, bir kaybediştir. Fazlalıkların, hikâyelerin, kimliklerin yavaş yavaş düşmesidir.
Unutmak Bir Düş mü?/Yurdagül Cengiz
Bir çiçek niye açar? Oyun mu oynar? Hayır. Tabiatı açmaktır. Kâinat da İlahi isimlerin açılımıdır. İnsan ise o isimlerin bilinçli aynasıdır. Unutma olmasaydı ne olurdu?
Hatırlamak: Farkındalık Neyi İşaret Eder?/Bülent Oktay-Hakikatür
Gerçek hatırlamak; Vardan yoka gitmek değildir. Dıştan içe kaçmak değildir. Yüzden Öze ulaşmak değildir. Tam tersidir.
İnsan Neyi Unuttu?/Murat Uyav
Göz bebeğine bakın; bütün kâinat orada, o küçücük alanda yansır. Çünkü göz, beynin bir uzantısıdır. O yüzden “insanı ayn” denir; yani insan gözle tanınır. Diğeri de şöyle dedi: “Göz bebeğisin sen.” Yani bu âlemin göz bebeğisin…