İnsan ve Akıl Üzerine/Elif Leyla Cilasun
İnsan ve Akıl Üzerine
İnsan için çoğu zaman şöyle denir:
İnsan, kâinatta var olan bildiğimiz ya da bilmediğimiz, canlı ve cansız bütün varlıklardan üstündür.
Peki gerçekten öyle mi?
Eğer bu üstünlük sadece dille söylenen ama hayatta yaşanmayan bir özellikse, neden insan diğer varlıklara göre çok daha fazla sıkıntı, kaygı ve mücadele içinde yaşamaktadır?
Acaba insan gerçekten ne olduğunu ve ne olmadığını bilmediği için mi bunca hastalık, sıkıntı, savaş ve mücadele yaşanmaktadır?
İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik akıldır.
“Düşünüyorum, biliyorum, aklım var” hâlidir.
Ama şu soru ortaya çıkar:
Ya bu akıl bir fazlalıksa?
Ya da insanın yaşadığı bunca sıkıntının sebebi bu akıl ise?
Rivayet edilir ki Allah aklı dağa taşa ve diğer varlıklara da teklif etmiş, fakat onlar bunu kabul etmemiştir. İnsan ise kabul etmiştir.
O hâlde akıl insan için bir ayrıcalık mı, yoksa bir sorumluluk mu?
Doğaya baktığımızda her şeyin kusursuz bir düzen içinde olduğunu görürüz.
Güneş “Ben ne zaman doğacağım, ne zaman batacağım?” diye kaygı duymaz.
Ağaç “Ben ne zaman çiçek açacağım?” diye düşünmez.
Meyveler “Yağmur ne zaman yağacak da biz büyüyeceğiz?” diye endişe etmez.
Çünkü bunları düşünecek bir akılları yoktur ve her şeyin vakti geldiğinde gerçekleşeceğinden emin bir şekilde varlıklarını sürdürürler.
İnsan da aslında hayatının ilk dönemlerinde böyledir.
Bebeklik ve çocukluk döneminde insan kaygısızdır.
“Nasıl besleneceğim? Nasıl yürüyeceğim? Ne zaman konuşacağım?” gibi düşünceler taşımaz.
Çocuklar oyun oynar, kavga eder, tartışır; fakat kısa bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrar oynamaya devam ederler.
Kin, nefret ve intikam duyguları gelişmemiştir. Çünkü bunları büyütecek bir akıl henüz yoktur.
Onlar sadece “anı” yaşarlar.
Ne geçmişin yükünü taşırlar ne de geleceğin kaygısını.
Fakat 7–12 yaşlarından itibaren insan çevresinden duyduklarını, gördüklerini ve öğrendiklerini bilinçaltına kaydetmeye başlar.
Anne babasından, öğretmenlerinden, arkadaşlarından aldığı düşünceler ve inançlar yavaş yavaş zihnine yerleşir.
Yaş ilerledikçe akıl genişler; fakat çoğu zaman bu genişleme beraberinde korkuları, kaygıları, yargıları ve benlik duygusunu getirir. İnsan, farkında olmadan kendi zihninin kurduğu kalıpların içine hapsolur.
Çocukluk dönemindeki o koşulsuz sevgi, kesintisiz huzur ve doğal mutluluk artık yerini düşüncelerin ağırlığına bırakır.
Oysa akıl insana verilmiş büyük bir lütuftur.
Ama insan o aklı yönetebildiği sürece…
Tıpkı doğadaki her şey gibi insan da kendi küçük benliğinin ötesine geçebildiğinde büyük akıl açığa çıkar.
İnsan “Ben bilirim, ben yaptım, ben başardım” diyen egosundan özgürleştiği anda, bambaşka bir zekâ ve idrak kapısı aralanır.
Çünkü insan aslında sadece bir beden değildir.
Sadece duygularından, düşüncelerinden ya da eylemlerinden ibaret de değildir.
İnsan, Allah’ın bütün isimlerini ve özelliklerini içinde barındıran bir potansiyeldir.
Ve bu potansiyel ancak insanın kendisini Rabbine teslim etmesiyle açığa çıkar.
Ne zaman ki insan küçük bir bedenin ve sınırlı bir zihnin esaretinden çıkmaya niyet eder, işte o zaman hayatın gerçek anlamı görünmeye başlar.
Bu idraki yaşayan kişi, o ana kadar aslında yaşamadığını fark eder.
Sanki derin bir uykudan uyanmış gibi olur.
Nitekim Peygamber Efendimizin şu sözü bu hâli anlatır:
“İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.”
İnsan “Ben yaptım, ben başardım” zannından kurtulduğunda, yaptığı her şeyin aslında Allah’a ait olduğunu idrak eder. Kalbi saflaşır.
O zaman aklına gelen her düşüncenin, her ilhamın Allah’tan olduğuna güven duyar.
İşte o zaman insan kendi cennetini yaşamaya başlar.
Allah’ın “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği insan da budur.
“Size şah damarınızdan daha yakınım” diye işaret ettiği varlık da budur.
İnsan bildiğini zannettikleriyle sınırlı bir hayat yaşar.
Ama “bilmiyorum” diyebildiği anda hatırlamaya başlar.
“Biliyorum” dediği şeyler sınırlı bir hayat sunar.
“Bilmiyorum” dediği ise sonsuz olasılıkların kapısını aralar.
Ve belki de insanın gerçek yolculuğu tam da burada başlar.
Elif Leyla Cilasun Aksoy
Loading...