Kendime Yolculuk (1) / Hande Önen
KENDİME YOLCULUK
Bölüm 1
Kendimize giden yolculukta çoğumuzun ortak meselelerinden biri kontrol etme ihtiyacıdır. Dışarıdan bakıldığında çoğu şey yolundaymış gibi görünse de, içimizde çoğu zaman bir şeyleri önceden düşünme, ihtimalleri hesaplama ve aksaklık çıkmaması için sıkı sıkıya tutunma hali vardır. Bazen bir şeyleri kontrol ettiğimiz sürece güvende kalacağımızı sanırız. Oysa zamanla fark ederiz ki insan dışarıyı ne kadar toparlamaya çalışırsa çalışsın, içeride sakinleşmeyen bir yer varsa o gerginlik mutlaka başka bir yerden kendini göstermeye devam eder.
Benim için mesele sadece dinlenmeyi hak etmek için tüm işleri bitirmek ya da her şeyi kusursuz yapmak değildi. Daha derinde, dağılmaktan korkan bir taraf vardı. Her şeyi zamanında yetiştirmek, kimseyi üzmemek, yanlış yapmamak, boşluk bırakmamak…
Bunların hepsi dışarıdan bakıldığında sorumluluk gibi görünüyordu. Oysa içimde başka bir şeye dayanıyordu: kontrolü bırakırsam her şey dağılır sanıyordum.
Bu yüzden çoğu zaman fark etmeden hem bedenimi hem zihnimi sürekli tetikte tutuyordum.
Yorulduğumu fark etsem bile neden bu kadar yorulduğumu tam olarak anlayamıyordum.
Aslında hepimiz hayatın bir yerinde bunu yaşıyoruz. Bir mesaj geciktiğinde zihnimizde hemen senaryolar kurmak, bir iş istediğimiz gibi gitmediğinde içten içe huzursuz olmak, sevdiklerimiz için her şeyi önceden düşünmeye çalışmak, bir aksilik olduğunda sanki bütün denge bozulacakmış gibi hissetmek…
Günlük hayatın içinde bunlar çok normalleşiyor. Hatta çoğu zaman buna güçlü olmak diyoruz. Ama insan bazen güçlü olmaya çalışırken aslında sadece sıkı sıkı tutunduğunu fark ediyor.
Benim için asıl kırılma noktası, kontrol etmeye çalıştığım şeylerin çoğunun dışarıdaki olaylardan çok içimdeki kaygıyla ilgili olduğunu görmekti. Yani mesele her zaman hayatı düzenlemek değilmiş; bazen içerideki paniği bastırmaya çalışmakmış. Bunu fark edince kendime başka türlü bakmaya başladım.
“Neyi kontrol etmeye çalışıyorum?” sorusunun yanına bir de “Neden bu kadar tutunuyorum?” sorusu eklendi. İşte tam orada daha derin bir kapı açıldı. Çünkü bazen kontrol dediğimiz şey düzen sevgisinden değil; belirsizliğe tahammül edemeyen yanımızdan doğuyor.
Zamanla şunu öğreniyorum: Her şeyi taşımak zorunda değilim. Her şeyi önceden bilmek, her ihtimali hesaplamak, her boşluğu doldurmak zorunda değilim. Hayat bazen benim müdahalemle, bazen zamanla, bazen de ben biraz geri çekildiğimde kendi yerine oturuyor.
Ama bugün bildiğim bir şey var: İnsan dışarıdaki her şeyi düzelterek değil, içerideki o sürekli tetikte olan hali yavaş yavaş bıraktıkça kendine yaklaşıyor.
Belki de kendimize giden yol, her şeyi kontrol etmekten değil; yavaş yavaş güvenmeyi öğrenmekten geçiyor.
HANDE ÖNEN
Loading...