Skip to content
← Back to Blog
zihin-ve-farkindalik 5 min read ✍ Bülent Oktay - HAKİKATÜR

Zihin Temizliği İmandandır! /Bülent Oktay-Hakikatür

Zihin Temizliği İmandandır! /Bülent Oktay-Hakikatür

Zihin Temizliği İmandandır! / Bülent Oktay – Hakikatür

Son dönemde sıkça duyduğumuz bir ifade var: “Zihni temizlemek, zihni durdurmak, zihni sakinleştirmek.” Peki bu gerçekten ne demektir?

Önümüz bahar… Elimize bir süpürge alıp zihnin dip köşesini temizlemek, tüm düşünceleri dışarı atmak, zihni tamamen boşaltıp bomboş hale getirmek midir amaç? Yoksa mesele bundan biraz daha farklı mıdır?

Aslında hem bizim tasavvuf geleneğimizde hem de Uzak Doğu öğretilerinde bu konuya işaret eden ortak bir yaklaşım vardır: “Kabını boşalt.” Tekke ve zaviyelerde de, Uzak Doğu’daki tapınaklarda da farkındalık arayışıyla gelen yeni öğrencilere çoğu zaman ilk söylenen söz budur: “Önce kabını boşalt.”

Kabı Boşaltmak Ne Demektir?

“Kabını boşalt” sözü aslında zihni yok etmek anlamına gelmez. Bu ifade daha çok, şimdiye kadar zihnimizi dolduran şeyleri fark etmeye işaret eder. Bu noktayı anlatan en güzel örneklerden biri Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ arasında geçen meşhur hikâyedir.

Çağının en büyük âlimlerinden biri olan Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Şems-i Tebrizi ile karşılaştığında Şems’in ona söylediği ilk sözlerden biri şu olur: “Tüm kitaplarını havuza at.”

Bu sözün anlamı kitaplara karşı olmak değildir. Şems’in işaret ettiği şey şudur: Şimdiye kadar okuduğun, dinlediğin, sana öğretilen, doğru diye kabul ettiğin her şeyi… kısacası dışarıdan ödünç aldığın tüm bilgileri bir anlığına bırak. Bir anlığına tutunmayı bırak.

Son Perdeyi de Açmak

Anlatıya göre Mevlânâ bu noktada şöyle der: “Tamam, hepsini atayım ama babamın kitabı kalsın.”

Şems’in cevabı nettir: “Onu da bırakmadan bu farkındalığı yaşayamazsın.” Çünkü hakikati görmek için bazen bütün perdelerin açılması gerekir. Güneş doğduğunda ışığını fark edebilmek için odadaki tüm perdelerin açılması gerekir. Tek bir perde bile arada kalsa ışık tam olarak içeri giremez.

Bizim kültürümüzde bu durum şu sözle ifade edilir: “Çekil aradan, geriye kalsın Yaradan.”

Mevlânâ bu noktada Şems’e güvenir ve babadan, atadan gelen, yani dışarıdan ödünç alınmış olan her şeyi bir anlığına bırakır. İşte o anda bahsedilen bu farkındalık, hakikat farkındalığı yaşanır.

Bilmek ile Bilgi Sahibi Olmak

Sonrasında Şems Mevlânâ’ya şöyle der: “Şimdi istersen kitaplarını havuzdan alabilirsin. İstersen hepsini al, devam et.”

Ama artık durum farklıdır. Çünkü öncesinde Mevlânâ’nın sahip olduğu şey bilgi idi. Fakat bu farkındalıktan sonra artık bilmek vardır. Artık bilgi sadece dışarıdan alınan bir şey değildir; içeriden doğrulanan bir deneyime dönüşmüştür.

Yunus Emre bu noktayı çok güzel ifade eder: “Sen kendin bilmezsin, ya nice okumaktır?”

Zihnin Süpürülmesi

Aslında yukarıdaki karikatürde de anlatılmak istenen tam olarak budur. Hunili karakter eline bir süpürge almış, zihnini temizlemeye çalışıyor. Ama süpürdükçe harfler, düşünceler ve kelimeler havaya uçuşuyor.

Bu sahne bize şunu hatırlatır: Zihin temizlenmeye çalışıldıkça bazen daha da hareketlenir. Çünkü zihin çoğu zaman dışarıdan gelen bilgilerle, öğretilerle, yorumlarla, inançlarla doludur.

Gerçek Temizlik

Bu yüzden asıl mesele zihni zorla susturmak değildir. Mesele, zihni dolduran şeyleri fark etmektir. Şimdiye kadar dışarıdan kopyalanan, rivayet edilen, ödünç alınan düşünceleri görmeye başlamaktır.

Bunu fark ettiğimizde kişi yavaş yavaş dış dünyanın kurduğu hegemonya ve esaretten uzaklaşır. Ve hayatında yeni bir yön belirir: Artık öncelik sadece dışarıdan gelen bilgiye değil, içeriden doğan farkındalığa verilmeye başlanır.

Hakikatür Notu

Belki de mesele zihni süpürmek değildir. Belki de mesele şunu fark etmektir: Zihnin içinde uçuşan düşünceler aslında bize ait sandığımız ödünç kelimeler olabilir.

Ve bazen gerçek temizlik süpürmekle değil, görmekle, fark etmekle başlar

✍️

Bülent Oktay – Hakikatür

Loading...

Author

Bülent Oktay - HAKİKATÜR

View Profile →