İçeriğe geç
← Blog'a dön
zihin-ve-farkindalik 5 dk okuma ✍ Leyla Cilasun aksoy

Akl'eder Misiniz?/Elif Leyla Cilasun Aksoy

Akl'eder Misiniz?/Elif Leyla Cilasun Aksoy

Akl’eder Misiniz?

Bu, her bir insan için bir hatırlama yolculuğuydu. Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Mesele inanmak mıydı yoksa bilmek miydi? Sahiplenmek miydi yoksa seyretmek miydi? Yoksa hayat denen bu yolculukta kabul edilmiş, denenmiş, yaşanmış ya da yaşandığı zannedilmiş hikâyelere inanıp o yolu takip etmek miydi? Ya da “Benim yolum ne acaba?” deme cesaretini gösterebilmek miydi?

Yolcu, bu yolda gerçekten seçim yaparak ilerlediğini mi zannediyor? Açtığı navigasyonda gideceği yeri kendi seçtiğini düşünerek mi ilerliyor, yoksa “Bu yolu ne için seçtim, neye şahitlik edeceğim?” diye düşünerek mi yoluna devam ediyor? Görünürde yol aynı, ama algı tamamen farklıdır. Aslında güzergâhın yönünü değiştiren şey bu algıların farklılığıdır. Daha da derine inersek şu soru belirir: Bu algı neye göre, kime göre değişiyordu?

Hadi o zaman birlikte çıkalım bu yolculuğa. Ama bu yolculuk ileriye değil, geriye doğru olsun ki sorular cevaplarını bulsun. Yolun çıkmaz olduğunu fark eden zaten geriye dönecektir. İleriye gitmek isteyenin yolu açık olsun… Dönüşe kadar. Çünkü geriye doğru giden yolda bulunan cevaplar, soru kavramını ortadan kaldıracaktır. Sonrası zaten akış olacaktır.

Bir yolcu düşünelim. “Kendimiz” dediğimiz beden bu karaktere çok uygun olur. Kendimiz dediğimiz bu beden konuşuyor, hareket ediyor, yiyor, içiyor ve düşünüyor. Bu düşüncelerle hayatına yön veriyor… ya da sadece böyle olduğunu zannediyor. Kuantum bilimiyle de ortaya konduğu gibi, madde diye bir şey yoktur; her şey frekans ve titreşimden ibarettir ve gözlemcinin etkisine göre şekillenir. Tüm dinlerin işaret ettiği “insan yalnızca beden değildir” düşüncesiyle bu yolculuğa başlamak çok mantıklı olur, değil mi? Çünkü zaten bu bilgilere ulaşan bir yolcunun geriye dönüş yolculuğu başlamış demektir. Ama şimdiden uyarmakta fayda var: Bu yolun sonunda hem yol hem de yolcu ortadan kaybolacaktır. Geriye sadece gerçek yaşam kalacaktır.

Dışarıda bir şey yoksa yolcu bu yolculuğu içeride yapacaktır, mantık olarak. Çünkü dışarıda gördüğü, yaşadım dediği ne varsa içinden yansımaktadır. Ama içeri döndüğünde göreceği üzere açılması gereken perdelerle karşılaşacaktır. Bir perde açılmadan diğer perde sahnede açılmayacaktır. Bu perdeler, şimdiye kadar yolcunun inanıp tuttuklarından ve asla kabullenmeyip karşı tarafı, kısacası kaderi suçladığı verilerle kaplıdır. Evet, perde açılsın.

Yolcu bu yolculukta ilk perdede kin, öfke ve nefret duygularıyla karşılaşacaktır. Şimdiye kadar “Bende yok” dediği ya da sadece “Ben öfkeli bir insanım” diyerek geçiştirdiği bu duyguların, yaşam içerisinde karşılaştığı tüm olay ve insanlarda aslında kendi iç dünyasının yansıması olduğunu fark edince önce biraz itiraz edecektir. Kendi gölgeleriyle ve duygularıyla savaşacak, ama zamanla savaşmanın değil kabulün kendisini genişlettiğini fark edecektir. Yani kısacası kendi ego kimliğiyle tanışacaktır ve ondan kaçmayacaktır. Buna gölgeyle yüzleşmek de diyebiliriz.

İçinden yükselen veya yaşam sahnesinde sergilenen bu durum ve duyguların kendi yansıması olduğunu kabul ettikçe perde biraz daha incelmeye başlayacaktır. Önce bedeni hafifleyecek, ardından yaşam sahnesinde gördüğü görüntüler yavaş yavaş dönüşecektir. Bu durumları birebir deneyimleyip şahit oldukça artık “Dışarıda bir şey yok, her şey benim içimde” demeye başlayacaktır. Kısacası bir yerden okuyup ya da birinden dinlediğine inanmanın ötesinde, bizzat kendisi bilecektir. Akl etmeyi işte o zaman deneyimlemeye başlayacaktır.

En güzel tarafı da ne biliyor musunuz? Hayatında sürekli yaşadığı olayları, yüzler değişse de değişmeyen döngüleri artık anlayabilecek ve bunun değişebileceğini idrak edecektir. Yolcu yolunu tanımaya odaklandıkça karşısında gördüğü eş, dost, akraba kim varsa bu idrak genişlemesiyle birlikte doğal bir anlayış gelişecektir. Otomatik verdiği tepkileri sorgulamaya başlayacak, “Ben bunu neden yaşıyorum ve neden bu tepkiyi alıyor ya da veriyorum?” diyecektir. Bu da doğal bir huzur olarak kendini göstermeye başlayacaktır.

Elif Leyla Cilasun AKSOY

Yükleniyor...

Yazar

Leyla Cilasun aksoy

Profili Gör →