BOŞLUK /Hande Önen
İnsan, insanın içinde saklı olan özlemi uyandıran bir vesiledir.
Ve bazen birine duyduğun şey, ondan çok daha büyük bir çağrının izidir.
Çünkü bazı insanlar hayatımıza “kişi” gibi değil, kapı gibi girer. Onunla karşılaşırsın ama aslında kendinle karşılaşırsın.
Onu özlersin ama aslında içindeki çok eski bir yeri özlersin. Onun yokluğu acıtır ama acıtan yalnızca o yokluk değildir;
içerde zaten var olan bir boşluğun açığa çıkmasıdır. O kişi sadece ışığı yakmıştır. İşte tam burada ince bir çizgi başlar.
İnsan gelir, bir boşluğu görünür eder; biz de bazen o boşluğu “onunla” doldurmak isteriz. “Gel de tamamla” deriz.
“Kal da içim rahat etsin.” “Beni bırakma.” Ve fark etmeden sevgi, bir tür garanti arayışına döner.
Oysa o boşluğu dolduracak olan hiçbir beşer değildir. Çünkü beşer vesiledir, kaynak değil. Bunu kabul etmek kolay değil.
Çünkü boşluk sancıdır. Belirsizlik yorar. Kalp bir yere tutunmak ister. Ama burada çok net bir hakikat var:
Sevgi bir hatırlatmadır, menzil değil.
Yani sevgi, bizi bir yere götürür; ama vardığımız yer her zaman karşımızdaki insan değildir.
Sevgi, bizi kendimize götürür. Bazen de kendimizin bile ötesine…
Bizi, o bağı yaratan Kaynağa götürür.
Kalpte açılan o derin yer, bizi bir kula değil, o bağı yaratan Kudret’e çağırır.
Çünkü bazı özlemler dünyaya sığmaz. Bir insana sığmaz. Bir ilişkiye sığmaz. Bir “sonuca” sığmaz.
O yüzden bazı duyguların içinde gizli bir öğretmenlik vardır: “Yanlış kapıyı çalma.”
“Vesileyi kaynak sanma.” “Emaneti, sahibinin yerine koyma.” İnsan bir işarettir.
Ve işaretin gösterdiği yer, çok daha büyüktür. O yüzden “boşluk” kelimesini sadece eksiklik olarak düşünmeyin.
Boşluk bazen bir yara… bir davet. Kalbin içinde açılan o derin yer, bir kapı gibi.
O kapıdan geçince insan şunu anlıyor: Asıl doluluk, dışarıdan değil; içeriden geliyor.
Ve en büyük güven, bir kula tutunmakla değil; Kudret’e dayanmakla geliyor. İnsan gelir… bir duyguyu uyandırır…
Ve bazen sen, o duygunun içinden geçerken şunu anlarsın:
Bu his bir “kişiye varmak” değil; bir “hakikate çağrılmak ”tır.
Hande ÖNEN
Yükleniyor...