İçeriğe geç
← Blog'a dön
zihin-ve-farkindalik 5 dk okuma ✍ Gülay Okuyucu

Kitabın Kendisi Olmak/Murat Uyav

Kitabın Kendisi Olmak/Murat Uyav

KİTABIN KENDİSİ OLMAK

 

İnsanlık tarihi, sadece yaşanmış olaylar silsilesi değil, kolektif zihnin nasıl kodlandığının hikâyesidir.

Vahiy kâtiplerinden saltanat kavgalarına, halifelik değişimlerinden ulema göçlerine kadar her olay, bugünkü "din" ve "inanç" algımızı şekillendiren birer arketiptir.

Bizler genellikle Anadolu’nun o arifane Türk-İslam ruhundan uzaklaşıp, daha katı ve şekilci bir kültürel yapının içine doğduk.

Bu bir suçlama değil, bir tespittir. Çünkü bu tarihsel süreçleri anlamadan, zihnimize giydirilen o dar elbiseyi (hipnozu) fark edemeyiz.

Gerçek dindarlık, dışsal bir kimlik değil, içsel bir bilinç meselesidir. Bugün sormamız gereken soru "Hangi dindensin?" değil, "Hangi bilinçtesin?" olmalıdır.

Çünkü 15 yaşındaki bir zihnin Tanrı algısıyla, 40 yaşında olgunlaşmış bir bilincin idraki aynı olamaz. Din, dışarıdan alınan bir paket program değil;

senin bilinç seviyenle her an yeniden yazılan bir deneyimdir.

Birçok kişi "Hocam, dinliyorum ama unutuyorum" diyor. Unutmak, bilginin hamura karışmasıdır. Bilgiyi zihinde hamal gibi taşımak sadece yüktür;

o bilgiyi unutmak ise onun senin etine kemiğine, yani "hâline" dönüşmesidir. İnsan "nisyan" (unutma) ile maluldür;

ancak unutursan yeniye yer açarsın, ancak unutursan bilgiyi "ezberden" çıkarıp "yaşama" dökersin.

Peygamberler kitap yazmadı; onlar hakikati bizzat yaşadılar.

Kitap, senin içindeki hayatın aynasıdır. Gerçek kitap, senin DNA’ndır.

O sarmalların içinde, evrimin başlangıcından bugüne kadar var olmuş tüm canlıların, tüm yıldızların ve tüm bilgelerin verisi kayıtlıdır.

Sen, devasa bir kütüphanenin üzerinde oturan ama kendi içindeki o kadim sayfaları okumayı unutan bir varlıksın.

"Biz sizi iki kere öldürürüz, sonra tekrar diriltiriz" ayeti, bu döngüsel bilginin hücrelerindeki sürekli yenilenme ve uyanış halidir.

Hakikati fark etmeye başladığında, hayatın o ağır ve boğucu ciddiyeti kaybolur. Ciddiyet, zihnin bir hastalığıdır. Dünyayı senin omuzların tutmuyor;

sen bıraksan da sistem dönmeye devam ediyor. Bunu anladığında, sorumluluk bir yük olmaktan çıkar, bir "oyun" haline gelir.

Yine iyilik yap, yine hizmet et; ama bunu bir görev bilinciyle değil, içinden taşan o doğal dürtüyle yap.

İşte her şeyin bir "oyun" olduğunu fark ettiğinde, ciddiyetin yerini neşe, hipnozun yerini ise mutlak gerçek alır.

Murat Uyav

Yükleniyor...

Yazar

Gülay Okuyucu

Profili Gör →