İçeriğe geç
← Blog'a dön
zihin-ve-farkindalik 5 dk okuma ✍ SEMRA YÜRÜRDURMAZ

İNSAN/Semra Yürürdurmaz

İNSAN/Semra Yürürdurmaz

İNSAN

İnsan, et ve kemikten oluşmuş bir suret gibi görünse de, manevi âlemde her doğum ile bir şen'de olan ve Rahman ve Rahim'i bizzat kendisinde barındırandır. Oluş, kendi içinde insanı; insan ise kendi içinde oluşu taşır. Hakikatte her şey birbirinin içinde olup, hepsi birbiri ile eş parçalıdır. Gece ile gündüzün aslında aynı anda olduğu ve aydınlığa sebep olan şeyin karanlık, karanlığın ise içinde sonsuz bir ışık olması gibi...

İnsanda karanlığın içinde bir nur, hem de o nuru içinde taşıyan bir şuurdur. Nitekim o ki, yüzyıllardır anlatılan tüm hikâyeler insana ait ve o hikâyeleri birlediğimizde insanın manevi gelişiminin tarihsel bir sürecini işaret eder. Her hikâye, insanın bilincinde yeşeren bir tohum gibidir.

Her tohum toprakta yeşerir ve can bulması için her tohumun ihtiyacı olan şeyler aynıdır... İnsanda tüm tohumların, yani tüm hikâyelerin oluştuğu; yani can bulduğu sonsuz bir düşünce deryasının ana merkezidir. Her şeyin mümkün olduğu âlemimizde sonlu ve sınırlı düşünceye yer yoktur.

O sebeptendir ki hakikatini bilmeyen insan, sonlu ve sınırlı düşünce yapısından yani kabir âleminden mutlak surette can bularak Kübra makamına, yani sonsuz ve sınırsız yapıya sahip olan yüce makama ulaşır. Burada artık suretin manası siretten gelir ve insan âleminin hakikatine vakıf olur.

Bu zaten hep olmakta olanın farkına varmaktır. O sebepten uyanış olarak zannedilen kavram yerini farkındalığa bırakır. Hayatı farkında olarak yaşayan, hayatı kendi içinde bulan ve her anın keyfine, hikmetine vakıf olandır.

Ne mutlu bu farkındalığa erişebilenlere...

Sevgilerimle...

SEMRA YÜRÜRDURMAZ

Yükleniyor...

Yazar

SEMRA YÜRÜRDURMAZ

Profili Gör →